İnsanlara Yardım Ediyor Muyuz?

Bizler günlük hayatımızda çıkarımız olsun olmasın veya insanların dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun kötü bir durumda olduğu için yardım ediyor muyuz? Acaba şehirleşme, yardım duygularını köreltiyor mu? Gelin bunlara bir bakalım.

Bir dolmuş ya da otobüs düşünelim. Tam kalkmak üzere bir adam biniyor. Hemen arkasından da bir kadın hızlı bir şekilde atlıyor. Ve ardından kadın ellerini sıkmış ve öfkeli bir şekilde adama: ” Seni adi, hırsız herif seni benden aldıklarını geri ver!”. Adam ise bir yere pusmuş umrunda değilmiş gibi omzunu silkip pis pis sırıtıyor. Kadın ise bunun üzerine ” Bana yardım edin! Şoför bey lütfen kapıları açmayın hırsız var!” diyerek bağırmaya devam ediyor. Az önce tıklım tıklım insan dolu olan ve kuru gürültüden başka bir şey duyulmayan otobüsten hiç bir ses çıkmıyordu. Olanları film izler gibi izleyip kimse hiç bir tepki göstermiyordu. Peki sizler bana bu olayın üstüne şöyle bir soru sorabilirsiniz :”Bu insanlar neden masum ve mahçup olan bu kadına yardım etmediler?”.

Sahiden neden kimse yardım etmedi? Kadına yardım etmek tehlikesiz, zor ya da zararlı değildi. Yine de bu aciz insanlar bu duruma seyircisiz kaldılar. İsterseniz konuyu daha da derinleştirmek için bir örnek daha vereyim: Yaşlı bir adam yolda, evine giderken, insanların sık bulunduğu caddeden geçerken bir anda yere düşüyor. Yoldan geçen geçenlerin çoğu umursamaz bir tavırla yanından geçip gidiyor. Bazıları da ilerlerken bile adama ne olduğuna bakmakla yetiniyorlar. Halbuki böyle bir durumda yardım etmek zor olmaması gerekir. Yazının ilerleyen kısmında buraya tekrar dönücez.

Yardım etme meselesi, öyle göründüğü kadar basit değildir. Her durum, her kurban, her fail ve her diğerr kişi farklı bir olasılıktadır. Mesela, bugün birinin kendini apartmandan ya da köprüden atan birini, kılı kıpırdamadan izleyen bir kişi başka bir zaman sokak ortasında bayılan birine memnuniyetle yardımcı olabilir. Ancak şu su götürmez bir gerçektir ki yardıma ihticayı olan birine ne olursa olsun yardım edilmelidir ama gerçekte durum farklıdır. Psikologlar ve sosyologlar, uzun yıllar süren araştırmalarından sonra şunu anlamışlardır: Sessiz sedasız, bağırmayan bir olay kurbanı, sesini çıkaran, bağıran bir kurbana göre daha az yardım yapılmaktadır. Çünkü sessiz sedasız olan bir kişi, karşıdaki insanlara kendine kendine yardımcı olabiliyor izlemini veriyor ve bundan dolayı sesini çıkaran kurbana göre daha az yardımcı oluyor.

Yardımlaşma ile ilgili güzel bir video izlemenizi öneririm.

Kurbanın Sosyal Statüsü

Yardım eden kişinin sosyal durumu ve kurbanla olan ilişkisi de yardımın derecesini etkiler. Örneğin çevresi tarafından kendisini cana yakın, yardıma hazır biri olarak bildikleri bir kişi, arabayla giderken şahit olduğu korkunç bir kazaya sadece bakıp gitmekle yeltenebilir. Zaman kaybından ve arabasının kanlar içinde olmasından korkmuş olabilir. Eğer kaza da kurbanlar, bu kişinin tanıdığı biri olsaydı derhan yerdım edecekti.

Bütün bunları reddetsek bile acı ama gerçektir. Yakın çevremize, tanımadığımız insanlardan daha çok yardım ederiz. Sempatik görüşlü insanlar için de geçerli bu. Elinden market torbası düşen ya da bir şekilde yardıma ihtiyacı olan güzel/yakışıklı görünen birine, kötü giyimli, sarhoş olup yerde ki eşyaları alamayan birinden daha çok yardım edilir. Halbu ki sarhoş olan bir kişinin yardıma daha çok ihtiyacı vardır.

Toplumsal Engelleme

Bütün bunlara göre otobüsteki, otobüsteki kadına neden yardım edilmedi? Bir kere tipik bir kurbandı: sempatik görünüşlü biriydi, hiç de sessiz sedasız durmuyordu bağırıp çağırıyordu. Ve herkes kendine yardım edebilir durumdaydı. Buna rağmen kimse ona yardım etmemişti. Bunun sebebi otobüste olan aniden gelişen olayın yolcular tarafından tam olarak idrak edilememesi durumdan kaynaklanıyor. Acaba bunlar, hırsız kurban değil de, birbirleriyle kavga eden karı koca olabilir miydi veya miras kavgası yüzünden tartışan kardeşler olabilirlerdi. Bunu bilmek fazlasıyla güçtü.

 

Yardimlasma yardımlaşm nedir yardım ediyor muyuz suç oranı

Bu gibi durumlarda araştırmacıalrın “toplumsal engelleme” dedikleri olgular söz konusudur. Bu, insanların birbirlerini görmezden gelmelerine benzer. Münih Polis Müdürlüğü Psikoloji Bölümün’den Hans Peter Schmalzl şunları söylüyor: İnsanlar, bir yandan yardım etmek isterken diğer taraftan da kendilerini başkalarının özel hayatlarına ve mahremiyetine karışılmaması öğretildiği için hiç bir şey yapmak istemezler. Schmalzl’ın belirttiğine göre yardım etmek isteyenler gülünç olacakları veya insanların ona kızacağı korkusuna kapılıp başkalarının arasına girmek istemezler. Genç bir adam, bir çocuğa vuran bir adama müdahale ettiği zaman, çocuğu döven kimse “sen kim oluyorsun” diyerek genç adama saldırmış. Hatta yoldan geçen insanlar saldırganı destekleyerek şunları demiş “küçük bir yumurcağa bi kaç şaplaktan ne olur?” demişler.

İzleme Dürtüsü

Yardımdan kaçmanın farklı bi sebebi de olayı seyretme dürtüsünün olaya karışma dürdütüsünden üstün gelmesi. Bunun bir örneği de: Evli bir çift, bir akşam mutfak penceresinden bir adamın bir kadına arkasından sinsice yaklaştığını, onu yere serdeğini ve eğer sessiz olmazsan seni öldürürüm diyerek tehditler savurduğunu gördüler. Kadın ise kendini korumaya çalışıyor ve bağırıyordu. Evli çift olayı bir süre izledikten sonra gördüklerini ihbat etmek yerine, bir sigara yakıp olayı tartıştılar. Ertesi gün polise olayı detaylıca anlattılar. Polisin “neden yardım etmediniz” sorusuna karşın çift cevapsız kaldılar. Psikologarın yaptığı araştırmalar, yardım etme kararının, olayı görüp kavranmasından birkaç saniye içinde verildiğini ortaya koymaktadır. Eğer yardım edecek olan kişi “kıyafetlerim kirlenebilir, belki ben de yaralanabilirim, işe bulaşırsam hem zamanımı hem de sinir bozucu sorgu ve muamelere maruz kalabilirim” diye düşüncelere dalarsa , çoğu kez yardım dan vazgeçmektedir.

İnsanların birbirlerini tanımadığı büyük şehirlerde, işe bir de bir yabancının sorumluluğunu üstlenmeye yanaşmamak ekleniyor. Örneğin bir insanın intihara kalkışırken, insanların onu sadece izlemek veya videoya çekmeyle yetinmesi ve kimsenin ona yardımcı olmaması. Çünkü onlara göre bu adam yabancıdır. Bazı insanalarsa “bu adam manşetlere çıkmak için böyle yapıyor” bazıları da “hadi atlayacaksan atla eve geç kalıyorum” diye şikayet ediyor. Acaba şehirleşme bizlerin yardımseverlik hislerimizi köreltiyor mu? Sosyologlara göre, polis, itfaiye gibi kamu yardım örgütlerinin gelişmemiş olduğu ve herkesin birbirini tanıdığı küçük yerlerde, yardımlaşma duygusu çok daha güçlüdür. Mesela köyde ki fırıncı, dükkanında bazı serserilerin saldırısına uğrar ve yan dükkanda ki manav yardımın a koşar. Çünkü fırıncı ve manav sürekli birbirlerini görmekte. Sürekli selamlaşır muhabbet ederler hatta birlikte yemek bile yemektedirler. Bundan dolayı aralarında kuvvetli bir sosyolojik bir bağ var. Büyük şehirlerde ise insan kalabalığından dolayı bu bağlar bi hayli zayıftır.

Yardimlasma yardımlaşm nedir yardım ediyor muyuz suç oranı

Ancak burada ki durum ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir. Her ikiside beton yığını haline gelmiş New York ile Tokyo arasındaki karşılaştırma bunu ortaya koyuyor. Amerikalı sosyologlar, psikologlar ve davranış araştırmacıları New York’un bir binasında oturan sakinlerin, bir kadının öldürülüşünün sadece seyrettiklerini ve olaya müdahale etmediklerini açıklamaya çalışmışlardır. Sorulara verilen cevaplardan bazıları şunlardı: “O gün çok yorgundumda”, “Korkmuştum”, “Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor musunuz” gibi cevağlar verildi. Ve New York, suçluluk oranın çok yüksek olduğu şehirlerden biri. Oysa ki Tokyo’nun nüfusu 3 milyon daha fazla olmasına rağmen suçluluk oranı New York’tan 10 kat daha azdır. Bunun bilimsel açıklaması ise şöyledir: Japonların çok daha güçlü ailevi ve toplumsal bağları olmasından kaynaklanmaktadır. yardım

İnsan İçgüdüsü

Bazı psikologlar bu yardıma koşmanın sadece toplumsal bağlarla açıklanamiyacağını, bu duygunun insanda içgüdüsel olarak bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Örneğin çocuklar bile kendilerine toplumsam değerlerin öğretilmediği yaşlarda, başka bir çocuğun bağırışını duyduğunda ona yardım a giderler. Diğer canlılarda da bu içgüdüye rastlanmaktadır. Mesela karıncalar bir arkadaşlarının yük taşımaktan zorlanmasını farkeder farketmez, ona yardıma koştuğu gözlemlenmiştir veya fillerde, güçlülerin güçsüzleri koruması olmazsa olmazlarındandır. Bu hayvanlara, kendilerine ahlak dersi verilmediğine göre içgüdülerinden dolayı böyle davranışlarda bulunmaktadırlar.

Kaynakça: Bilim Teknik 1989 Aralık Baskısı.

 

 

 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.